Tüp Bebek Tedavisinin Riskleri ve Komplikasyonları

2008-10-13 17:18:02
Tüp Bebek Tedavisinin Riskleri ve Komplikasyonları

Tedaviye cevap olmaması
Tüp bebek tedavileri sırasında kullanılan ilaçlara yumurtalıklar cevap vermeyebilir ve tedavi iptal edilebilir. Yumurtalar erken çatlayarak yumurta toplama işlemi yapılamayabilir. Bu iki durum genellikle ileri yaş hastalarda ya da yumurtalık kapasitesi zayıf hastalarda karşımıza çıkmaktadır.
Bazı durumlarda alınan yumurtalar ile spermler döllenmeyebilir. Bu durumdan genellikle yumurta ve spermin kalitesi sorumludur. İleri kadın yaşı, yumurtalık kapasitesinin zayıf olması, kullanılan tedavi protokolü ve ilaç dozları, spermin testislerden elde edildiği bazı durumlar, spermde ağır şekil bozukluklarının olması ya da hareketliliğin hiç olmaması gibi durumlar yumurta ve sperm kalitesinin kötü olmasına neden olabilmektedir.
Bazen embryo çok iyi de olsa rahime tutunamamaktadır. Aslında embryoların iyi görünümlü olması kromozomal olarak da normal olduğunu göstermez. Bu nedenle iyi gibi görünen bir embryo genetik donanımı açısından anomalili olabilmektedir ve bu embryolar rahime tutunamayabilir. Bu gibi bir durumda rahim iç duvarı olan endometrium da muhtemel bir patoloji yönünden tekrar değerlendirilmelidir. Ayrıca hidrosalpenks varlığı yönünden de tüplerin değerlendirilmesinde fayda vardır. Bütün bu değerlendirmeler sonucu hiçbir neden de tespit edilemeyebilir.

Yumurtalıkların uyarılması sonucu oluşan komplikasyonlar
Yumurtalıkların uyarılması amacıyla kullanılan ilaçların yan etkileri gelişebilir, hiperstimulasyon sendromu (OHSS) gelişebilir, çoğul gebelik oluşabilir, over torsiyonu dediğimiz yumurtalığın kendi çevresinde dolanması sonucu kanlanması bozulabilir ve over kanseri riski söz konusu olabilir.

İlaç kullanımının yan etkileri enjeksiyon yerinde morarma, alerjik reaksiyonlar, başağrısı, sıcak basmaları olabilir. Bazen GnRH agonisti kullanımı ile küçük kistler oluşmakta ve bu kistleri aspire ederek tedaviye geçmek ya da o ay tedaviyi iptal etmek gerekebilmektedir.

Hiperstimulasyon sendromu (OHSS) hayati tehdit oluşturacak boyutlara gelebilen bir tablodur ve tüp bebek tedavisinin en ciddi komplikasyonudur. Hafif, orta ya da ağır şiddette olabilmektedir. Şiddetli OHSS görülme sıklığı %1-2'dir. Yumurtalıkları ilaçlara aşırı cevap veren, çok sayıda yumurtanın toplandığı hastalarda görülmektedir. Genellikle yumurta toplama işleminden 4-5 gün sonra şikayetler başlar. Çoğunluğunda hafif ağrılar ve şişkinlik ile tablo hafif şiddette seyreder. Kasık ve yaygın karın ağrıları, şişkinlik hissi, bulantı, kusma, nefes almada zorluk, idrar miktarında azalma ve renginde koyulaşma gibi şikayetler olabilmektedir. Genellikle bu şikayetler karın içi sıvı toplanması ve yumurtalıkların aşırı büyümesinin neticesidir. Bu tablonun gelişebileceğinden folikül takibi sırasında şüphelenilebilir ve engellemek için yakın ultrason ve kan estrojen düzeyi takibi yapılmalıdır. Gerekirse yumurtaların toplanarak oluşan embryoların dondurulup saklanması ve bir sonraki ay endometrium hazırlanarak verilmesi düşünülebilir. Aksi takdirde gebelik oluştuğunda tablo daha da ağırlaşabilmektedir. Tablonun ağır olduğu durumlarda hastaneye yatırılarak takip yapılmaktadır.

Genellikle transfer edilen embryoların en iyi ihtimalle %20'si implante olduğundan tüp bebek tedavisinde en az 2 ve genellikle 3 embryo transfer edilmektedir. Bu transfer politikası neticesi de çoğul gebelik riski söz konusu olmaktadır ve sıklığı ortalama %30'lardadır. Her ne kadar çoğul gebelik infertil çiftlere çok cazip gelse de anne ve bebeğin gebelik süresince karşılaşabileceği problem olasılığı çoğul gebelikte çok daha yüksektir. Bazı ülkelerde transfer edilecek embryo sayısına kısıtlama getirilmiştir. Ülkemizde ise bu tür yasal bir düzenleme yoktur. Transfer edilecek kaliteli embryoyu seçimde laboratuar ekibinin tecrübesi ve seçim kriterleri önem kazanmaktadır. Biz kliniğimizde genellikle 3 embryo transfer etme meyilindeyiz. Yaş ileri olduğunda nadiren sayıyı artırmaktayız. Genç (<30 yaş) bayanlarda ise çok iyi kalitede embryolar mevcut ise klinik bilgileri de göz önüne alarak 2 embryo transfer etmekteyiz. Üçüz ve üzeri gebelik oluştuğunda 11.haftaya kadar kendiliğinden herhangi birinin kalp atımının durması beklenmekte ve eğer hepsi devam ediyorsa redüksiyon dediğimiz genellikle ikize indirgeme işlemi önerilmektedir. Redüksiyon işleminde fetusa ilaç enjekte edilerek fetus sayının genellikle ikiye inmesi sağlanmaktadır. Diğerleri büyüdükçe kalp atımı duran fetus küçük kalmakta ve kanama olmaksızın iyice büzüşmektedir.

Over torsiyonu nadir görülen (%0.2) bir komplikasyondur. Genellikle over cevabı aşırı olan ve hiperstimule olan hastalarda görülmektedir. Over kendi çevresinde dolanarak kanlanmasını bozmaktadır. Hasta gelip giden şiddetli karın ağrılarını ifade eder. Karında yaygın hassasiyet vardır ve dokunmakla ağrılıdır. Tedavisinde cerrahi olarak over eski haline çevrilmelidir. Eğer tanı ve tedavide geç kalınırsa yumurtalık kangrene olabilir ve bazı durumlarda da yumurtalığı almak gerekebilir.

Over ve meme kanseri ile tüp bebek tedavilerinin ilişkisi merak edilen bir konudur. Over kanseri riskinin kullanılan yumurta uyarıcı ilaçlarla arttığı bazı çalışmalarda ifade edilse de net bir bilgi yoktur. Meme kanseri riski ise artmamaktadır.

Yumurta toplama işlemi ile ilgili komplikasyonlar
Vaginada veya yumurtalıkların dış kısmından kanamalar olabilir. Genellikle kendiliğinden durmaktadır. Bazen yumurtalıklardan olan kanamada laparoskopi yapılması gerekebilir. Yumurta toplama işlemi sırasında çevre organlara örneğin barsaklara, idrar torbasına ya da büyük kan damarlarına iğne ile zarar verilebilir fakat bu tip komplikasyon çok nadirdir (1/1000).

Dış gebelik
Ektopik gebelik rahim içi haricinde yerleşen gebelikler için kullanılan bir terimdir. Hayatı tehdit eden bir komplikasyondur. Tüp bebek tedavileri sonrası görülme sıklığı %2-10 iken doğal yoldan oluşan gebeliklerde ektopik olma riski ise 1/100 ile 1/300 arasındadır. İlk tüp bebek gebeliği ektopik idi. Bir ektopik gebelik sonrası tekrar ektopik gebelik olma riski %10-20'dir. Aynı anda ektopik ve rahim içi gebeliğin birlikte olduğu heterotopik gebelik riski tüp bebek tedavileri sonrası %1 iken doğal yoldan oluşan gebeliklerde 30000'de 2'dir.

Ektopik gebeliklerin %75-95'i tüplerde yerleşmektedir. Diğer muhtemel lokalizasyonlar yumurtalık, serviks ve karın boşluğu (abdomen) olabilir.

Ektopik gebeliğin sebebi tam olarak bilinmemesine rağmen en sık nedeni tüplerdeki darlık ve patolojilerdir. Tüplerdeki darlık ve patolojiler de geçirilmiş pelvik ve karın içi enfeksiyonlara, karın içi operasyonlara, yapışıklıklara ve endometriozise bağlı oluşabilmektedir.

Tüp bebek tedavileri sonrası oluşan ektopik gebeliklerin sebebi olarak transfer tekniği de suçlanmaktadır. Embryoların basınçla tüpe doğru verilmesinin ve fazla miktarda sıvı ile birlikte verilmesinin sebep olabileceği ileri sürülmektedir.

Ektopik gebeliği engellemek mümkün değildir. Tüplerinde hasar tespit edilen ve hidrosalpenksi olan hastalara tüp bebek tedavileri öncesi tüplerinin bağlanması ya da alınması önerilmekte ve böylelikle hem hidrosalpenksin negatif etkisi ortadan kaldırılmakta hem de ektopik olasılığı azalmaktadır.

Ektopik gebelik belirti ve bulguları değişkendir ve pek çok jinekolojik rahatsızlığı taklit eder. Kasık ve karın ağrıları ile birlikte vaginal kanama olabilir. Tubal gebelikte tüp yırtıldığında yani rüptür olduğunda ani bir ağrı, bayılma olabilir ve karın içine aşırı kanama sonucu hasta şoka girebilir.

Ektopik gebeliğin tanısını %100 doğrulukla koymamızı sağlayan bir metod maalesef yoktur. Risk taşıyan hastalarda şüpheci olmak tanıyı geciktirmemek adına önemlidir. Kanda gebelik testi olan beta HCG ölçümlerinin 48 saat ara ile takibi ve artış oranlarının değerlendirilmesi tanıyı koymamızı sağlar. Genellikle dış gebelikte beta HCG değerleri hem normal gebelik değerlerinden düşük olmakta hem de artış beklenen düzeylerde olmamaktadır. Beta HCG değerleri 1500 IU/L'ye ulaştığında vaginal ultrason ile rahim içerisinde gebelik kesesi görülmüyorsa dış gebelik tanısı kesinleşmektedir. Tüp bebek gebeliklerinde gebelik testlerinin takibi erken başladığı ve sık aralıklarla takip edildiğinden tanısı da genellikle erken konulmaktadır.

Ektopik gebeliğin tedavisi ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi olarak iki şekilde olabilmektedir. Tedavi şekli dış gebelik odağının yerine, büyüklüğüne, hastanın genel durumuna, cerrahın tecrübesine ve teknik donanıma bağlı olarak değişebilmektedir. Eğer erken teşhis edilmiş bir dış gebelik mevcut ve de rüptüre olmamış ise methotrexate denilen bir ilaç ile cerrahiye gerek kalmadan tedavisi yapılabilir. Fakat ilaç tedavisinin yapılabilmesi için bir takım kriterler vardır ve mutlaka hekimin kontrolünde bu ilaç kullanılmalıdır. İlaç tedavisinin uygun olmadığı ya da cerrahi olarak müdahale edilmesi gereken durumlarda cerrahi tedavi laparoskopik ya da laparotomi (açık ameliyat) ile yapılabilir. Operasyon sırasında ektopik gebelik odağının durumuna ve yerine göre tüp tamamiyle çıkarılabilir (eğer rüptüre olmuşsa) ya da sadece ektopik odağı temizlenerek tüp bırakılabilir.

Ektopik gebelik nükseder mi?
Bir ektopik gebelik sonrası oluşacak gebeliğin de ektopik olma riski %7-10'dur. Bu olasılık önceki ektopik gebeliğin tedavi şekli ile de ilgilidir; tüpün alınması ya da bırakılması belirleyici olmaktadır.

Ektopik gebelik sonrası doğurganlık etkilenmekte midir?
Eğer tüp rüptüre olmuş ve de alınmış ise doğurganlık %50 azalmaktadır. Daha önce ektopik gebelik geçirmiş bir kadın tekrar gebe kaldığında yakın takip edilmeli ve nüks bir ektopik gebelik yönünden uyanık olunmalıdır.

 

Dr.Enver Kurt

Umut Tüp Bebek Merkezi

 

1395
0
0
Yorum Yaz